Haber

Enerji, Sanayi ve Madencilik Kamu Emekçileri Sendikası: “Biz İşçiler Üreticiyken, Asalak Payın Asalak Patronlara Dağıtıldığı Bu Anti-Demokratik Bütçe…

Enerji, Sanayi ve Madencilik Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Genel Sekreteri Sefer Tuğrul, Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 bütçe teklifine tepki göstererek, “Demokratik olmayan bu bütçe sürecini kabul etmiyoruz” dedi. Aslan payı yine asalak işverenlerle paylaşılırken, biz işçiler üretip ter döküyoruz. Emeğin ve halkın çıkarlarını ön planda tutan bir bütçe yerine, eğitim, sağlık gibi kamu haklarını ön planda tutan bir bütçe istiyoruz. Madenlerde ve enerji sahalarında özelleştirmenin önünü açan, doğayı ve yaşam alanlarımızı hiçe sayan politikalara son verilmesi gerektiğini söylüyoruz. 2024 bütçesinde toplumsal cinsiyet eşitliği, depremzedelere konut da yer almalı, “Hazırlanmasını talep ediyoruz.” beslenme gibi temel yaşamsal ihtiyaçları ve kamuda çalışan engelli çalışanların ihtiyaçlarını dikkate alacak şekilde” dedi.

ESM, bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 bütçe teklifiyle ilgili açıklama yaptı. ESM Genel Sekreteri Sefer Tuğrul, “Emeğin ve halkın lehine demokratik bir bütçe istiyoruz” talebiyle ESM Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada, şunları kaydetti:

“2024 yılı bütçe görüşmeleri başladı. Meclis’e sunulan bütçe teklifi, hükümetin 2024 yılında işçileri yeniden yoksulluk içinde bırakacağını, vergi yükünün ücretlilerin sırtına bineceğini, kamu haklarının bütçedeki payının artacağını gösteriyor.” daha da küçük olsun.

BİZ KAMU ÇALIŞANLARI OLARAK SEÇİMLERDEN SONRA BİZİ NASIL BİR DEFİNİN BEKLEDİĞİNİN ÇOK FARKINDAYIZ”

TÜİK’in çarpık rakamlarıyla belirlediği enflasyon farkı nedeniyle kamu çalışanlarının ve emeklilerin ücretleri erimeye devam ediyor. Aynı yoksullaşma sadece kamu çalışanları ve emekliler için değil, tüm ücretliler için geçerli. Veriler aynı zamanda işçilerin milli gelir içindeki payının yıllar içinde nasıl azaldığını da ortaya koyuyor. 2016-2022 yılları arasında sermayenin milli gelir içindeki payı yüzde 47,5’ten yüzde 54,5’e yükselirken; İşçilerin payı yüzde 36,3’ten yüzde 26,5’e düştü. Buna rağmen hükümetin ‘Yeni’ yaptığı şey Ekonomi Ne ‘Orta Vadeli Program’ ne de 2024 bütçesi kayıplarımızı telafi edecek, gelir eşitsizliğini ortadan kaldıracak bir çözüm sunmuyor. Tam tersine ücret artışlarının fiili enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre yapılması planlanıyor. Yani enflasyon farklarına dayalı ücret artışları bile işçilere aşırı geliyor. 2024’te emeklilik yaşının yükseltilmesi, emekli maaşlarının düşürülmesi, ‘Ek Emeklilik Sigortası’ gibi yöntemlerle kıdem tazminatına el konulması şimdiden dile getiriliyor, emeğe yönelik kapsamlı saldırıların sinyalleri veriliyor. Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere kadar elbette işçilerin dudaklarına parmak basmak isteyecekler. Biz kamu emekçileri olarak seçimlerden sonra bizi nasıl bir artış çılgınlığının beklediğini çok iyi biliyoruz.

2023 SONUNDA HEDEF ENFLASYON YÜZDE 65 OLSA BİLE, BÜTÇE TEKLİFİNE GÖRE ÖDEMEYECEĞİMİZ VERGİLERİN YÜZDE 150 ARTIRILMASI PLANLANIYOR.

Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde verdiği sözleri unutan hükümet, seçimleri kazandıktan hemen sonra KDV artışı ve ek vergiler başta olmak üzere bu eşitsizliği daha da artıracak adımları atmaktan çekinmedi. 2024 bütçesinde hükümetin özellikle vergi politikalarında tercihinin zenginle fakir arasındaki uçurumu genişletmek olacağını görüyoruz. 2023 sonunda hedeflenen enflasyon yüzde 65 olmasına rağmen ödeyeceğimiz vergilerin bütçe teklifiyle karşılaştırıldığında yüzde 150 oranında artırılması planlanıyor. İşçilerde hedeflenen enflasyona göre fiyat artışları planlanırken, hükümetin ve sermayenin ihtiyaçları söz konusu olduğunda aşırı artışlar yapılıyor. Sermayenin çıkarlarını ön planda tutan vergi politikaları devam etse de, mevcut krizin tüm maliyeti biz işçiler tarafından karşılanıyor. Toplanan her 100 TL verginin 27 TL’si, sermaye ve işverenlere tanınan istisna ve istisnalar dışında, vergi harcaması adı altında vazgeçiliyor.

DAHA FAZLA VERGİ ÖDEMİŞ OLDUĞUMUZ, AZ HİZMET ALDIĞIMIZ BİR DÜZEN OLUŞUYOR.

Tüm bu yükü taşımamıza rağmen halkın başta sağlık ve eğitim olmak üzere kamu haklarına erişimi giderek zorlaşıyor. Kamu hakları alınıp satılabilen metalara dönüştürülüyor, bizler de müşteriye dönüştürülüyoruz. Kamu hastaneleri ve okulların bütçelerindeki kesintilere paralel olarak özel okul ve hastaneler mantar gibi çoğalıyor ve özellikle sağlık alanında yap-işlet-devret modeliyle kurulan şehir hastaneleri kaynak aktarma aracı olarak kullanılıyor. kapitalistlere. Ödediğimiz her 100 TL verginin 17 TL’si faiz ödemelerine, 16 TL’si savunma ve güvenlik harcamalarına, 3 TL’si hizmet alsak da almasak da müşteri garantili şehir hastanelerine ve yol alan aynı sermaye gruplarına gidiyor, köprü, havaalanı ve tünel ihaleleri. Ödediğimiz vergi yükü artmasına rağmen 2006 yılında genel kamu hizmetlerine ayrılan pay yüzde 39,5 iken 2024 yılında bu oranın yüzde 29’a düşmesi bekleniyor. daha az hizmet alırsınız.

“2024 YILI BAKANLIK BÜTÇESİ 48 MİLYAR 323 MİLYON 176 BİN LİRA OLARAK BELİRLENDİ”

Aynı durum sendikamızın örgütlü olduğu Enerji ve Konvansiyonel Kaynaklar Bakanlığı bütçesine de yansıyor. Bakanlığın 2024 bütçesi 48 milyar 323 milyon 176 bin lira olarak belirlendi. Bakanlığa bağlı özel bütçeli kuruluşlardan Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne (MTA) 4 milyar 749 milyon 987 bin lira, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) 3 milyar 574 milyon 51 bin lira iş kolumuzdaki kamu kurumlarına, Türk Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumuna (TENMAK) 3 milyar 574 milyon 51 bin lira; Düzenleyici ve denetleyici kurumlara baktığımızda 2024 yılı için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) 1 milyar 783 milyon 367 bin lira, Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) 1 milyar 500 milyon lira, 1 milyar 419 milyon 492 bin lira Nükleer Düzenleme Kurumuna 1 milyar 419 milyon 492 bin lira, Kamu İhale Kurumuna 1 milyar 419 milyon 492 bin lira. (KİK) 1 milyar 200 milyon lira kaynak tahsis edilmesi planlanıyor.

Ancak Bakanlık kendi bünyesinde faaliyet göstermektedir; Ancak Varlık Fonu’na dahil oldukları için Sayıştay denetimi ve merkezi bütçe dışında kalan ilgili kurumlar olan Eti Maden, BOTAŞ ve Türkiye Petrolleri gibi yüksek bütçeli kuruluşlar hakkında tek söz söylemiyor. Örneğin hükümetin iyi ilişkiler içinde olduğu Rusya, BOTAŞ’ın doğalgaz borcunu bir süredir erteliyor. Medyada bu borcun 27,5 milyar doları aştığı yönündeki iddialar gündemde. Ancak Bakanlık, ne bu borcun gerçek tutarı, ne sebeple borç ertelemesi yapıldığı, ne de borcun hangi şartlarda ödeneceği yönündeki sorular sorulduğunda sessiz kalıyor. Görünen o ki bu borcun yükü er ya da geç yoksul işçilerin omuzlarına binecek.

2024 bütçesi, AKP iktidarının son 20 yılda uyguladığı özelleştirme politikalarının aynı hızla devam edeceğini gösteriyor. Örneğin bütçe teklifinde elektrik alanında ‘2012 yılından Ağustos 2023’e kadar olan 11 yıllık dönemde yaklaşık 6.000 MW kurulu güce sahip 11 termik santral ve 1.601 MW kurulu güce sahip 97 HES’in devreye alınması planlanıyor.” Özel sektöre devredilen elektrik üretimi özelleştirmelerinin işlem büyüklüğü ise 27,8 milyar TL (12,8 milyar TL) oldu. 5 milyar ABD doları). Söylendi. Ayrıca toplam gücü 454,9 MW olan 11 adet HES’in özelleştirme hazırlıkları devam etmekte olup; Ancak TEİAŞ’ın halka arzına ilişkin Bakanlık, TEİAŞ ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından koordineli bir çalışma yürütüldüğü belirtiliyor. Ayrıca TEİAŞ’ın halka arzı için ABD, İngiltere, İsveç ve Avustralya merkezli fonlarla görüşmelerde bulunulduğu öğrenildi. Elbette bu fonlar bu halka arza Türkiye halkının refahı için değil, maksimum kar imkanı için katılacak.

“2024 BÜTÇESİ ÖZELLEŞTİRME SÜRECİNİN DEVAM EDECEĞİNİ AÇIKLIYOR”

Hükümetin özelleştirme gerekçesi ise “KİT’lerin mali yükünün hafifletilmesi”, “ekonominin rekabetçi yapısının iyileştirilmesi”, “iş ortamının iyileştirilmesi”, “devletin borçlardan çekilmesini sağlayarak verimliliğin, büyümenin ve yatırım artışının önünün açılması” olarak gösteriliyor. birçok sektöre yönelik” ve “ülke ekonomimize çok yönlü katkı”dır. ‘Sağlama’nın unsurlarını öne çıkarır. Gerçekler tam tersidir. Özelleştirmelerin özel sektöre sınırsız zenginleşme fırsatları sunduğunun, asırlık kurumların içeriklerinin boşaltıldığının, halkın en temel haklarına erişimde mali zorluklarla karşı karşıya kaldığının bilincindeyiz. SEKA, Telekom, TEKEL, Etibank, elektrik şirketleri ve madenler özelleştirme sürecini yaşıyor. Biz tanıkız. Isparta’da dondurucu soğuk kış ortasında yaşanan elektrik kesintilerinden, annelerin ocakta kaynattıkları suyla bebeklerini ısıtmaya çalışmasından özelleştirmelerin nelere yol açtığını biliyoruz. Çünkü özelleştirme yoluyla elektrik dağıtım şirketlerinin kontrolünü ele geçiren kapitalistler, kamuyu yüksek faturalarla soyarak elde ettikleri serveti yeni yatırımlara yönlendirmek yerine cebe indirmeyi tercih ettiler. Devletin et, süt, ayakkabı, elbise üretmemesi nedeniyle KİT’lerin fahiş müzayedelere çıkarılmasının ardından halkın fahiş fiyatlar nedeniyle et, peynir yiyemediğini, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığını hep birlikte yaşadık. Aynı şekilde madenlerdeki özelleştirme süreçleri de Soma, Ermenek ve Amasra’da patronların maliyet hesabı yaparak iş güvenliği önlemi almaktan kaçınması nedeniyle yüzlerce madencinin ölümüne neden oldu. Yabancı şirketlerin çevre tahribatı nedeniyle ormanlarımızı, sularımızı, tarım arazilerimizi, kültürel mirasımızı nasıl kaybettiğimizi çok iyi biliyoruz. Yine 2021 yılında özelleştirilen MKE’de yaşanan patlamalar ve bu patlamalarda hayatını kaybeden işçiler özelleştirmelerin sonucunun bir başka göstergesidir. 2024 bütçesi tüm bunları görmezden geliyor ve özelleştirme süreçlerine devam edeceğini açıklıyor.

BÜTÇE TEKLİFİ İLE HÜKÜMETİN MADENCİLİK ALANINDA YENİ BİR DÜZENLEME HAZIRLIĞI OLDUĞU GÖRÜLÜYOR”

Enerji ve Olağan Kaynaklar Bakanlığı 12. Kalkınma Planı kapsamında elektrik enerjisinin 2024-2028 arasındaki 5 yılda yüzde 27 artışla 106 bin MW’tan 136 bin MW’a çıkarılacağı açıklandı. Bu artışın nasıl sağlanacağı ayrıca tartışılmalıdır. Bakanlık ve hükümet, elektrik arzını halkın iktidara erişimini kolaylaştıracak ve şişirilmiş faturaları ortadan kaldıracak kamusalcı bir yaklaşımla inşa etmek yerine, sermayenin kârını katlayabileceği bir süreç olarak görüyor. Örneğin arzdaki bu artışa, Rusya’nın inşa ettiği Akkuyu Nükleer Santrali’nden fahiş fiyatlar ödeyerek satın alınacak elektrik de dahil mi? Pek çok yerde gördüğümüz gibi yeni santrallerin kurulması için insanların yaşam alanlarının, tarım arazilerinin, ormanlarının yağmalanmasının önüne geçilebilecek mi? Bütçe teklifiyle hükümetin madencilik alanında yeni bir düzenlemeye hazırlandığı görülüyor. Madencilik faaliyetlerinin mevzuatta ‘kamu yararı’ çerçevesinde yer alması planlanıyor. Soruyoruz: Bugün madencilik kapsamında birçok örneğine rastladığımız Kaz Dağları’ndan Akbelen’e kadar doğal alanların yerli ve yabancı şirketler tarafından yağmalanması “kamu yararına” mı düşecek?

BİZ İŞÇİLER ÜRETİCİ VE İŞÇİ OLURKEN, ASLAN PAYININ YİNE PARATERİK PATRONLARA PAYLAŞILDIĞI BU ANTİ DEMOKRATİK BÜTÇE SÜRECİNİ KABUL ETMİYORUZ.

Özetle, hem genel bütçenin paylaşımında hem de enerji ve madencilik alanında hükümetin tercihi bir kez daha sermaye sınıfının lehine oldu. Öte yandan Diyanet’e ve Saray’a ayrılan yüz milyarlarca lira da dikkate alındığında, AKP iktidarında uygulanan israf sisteminin hız kesmeden devam etmesi amaçlanıyor. Yine 2024 bütçesinde savunma ve güvenlik harcamaları başlığı altında savaş bütçesi katlanarak artıyor. İlkokul çocuklarının okula aç gittiği, üniversite öğrencilerinin kaynak yetersizliği nedeniyle bakımsız KYK asansörlerinde ölümle karşı karşıya kaldığı, yoksulluk nedeniyle doğru dürüst beslenemedikleri bir ülkede, mevcut bütçe teklifi hayata geçmeyecek. Kanayan yaralara merhem olsun. ESM olarak bunu bir kez daha ifade ediyoruz. Biz işçilerin üretip ter döktüğü, aslan payının yine asalak işverenlerle paylaşıldığı bu anti-demokratik bütçe sürecini kabul etmiyoruz. Kapitalistlerin çıkarlarını ön planda tutan bir bütçe yerine; Emeği ve milleti gözeten, eğitim, sağlık gibi kamu haklarını ön planda tutan bir bütçe istiyoruz. Madenlerde ve enerji alanlarında özelleştirmenin önünü açan, doğayı ve yaşam alanlarımızı hiçe sayan politikalara son verilmesi gerektiğini söylüyoruz. 2024 bütçesinin toplumsal cinsiyet eşitliğini, depremzedelerin barınma ve beslenme gibi temel hayati ihtiyaçlarını, kamuda çalışan engelli çalışanların ihtiyaçlarını dikkate alacak şekilde hazırlanmasını talep ediyoruz. Bu taleplerimizi gerçekleştirene kadar çalışmalarımız aralıksız devam edecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu